23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayram’ından birkaç gün sonra Ramazan Bayram’ından bir iki hafta öncesindeyiz. Bayramları bayram gibi yaşadığımız; engellerin, kısıtlamaların, yasakların, virüsün ve ekonomik sıkıntıların olmadığı günlerin hayalini kurduğumuz; kimi zaman psikolojik olarak dibe vurduğumuz, kimi zaman ise her şeye rağmen umudu yaşatmaya çalıştığımız günlerdeyiz.


Şimdi gelin hep beraber hayatımızda kısıtlamalar olmadan önce nasıl bayramlar olur, ne yer, ne içermişiz bir  hatırlayalım ne dersiniz?


Bizim kültürümüzde bayramlar çok kıymetli öyle değil mi! Milli bayramlarda günler, hatta aylar öncesinden hazırlıklar yapılır, okullar hatta stadyumlar bu kutlamalar için organize edilirdi. Sokaklar tam da adına yakışır şekilde bayram yerine dönerdi. Otel lobilerinde süslemeler yapılır, özel menüler hazırlanırdı. Restoranlar bayraklarla donatılır, bayramın içeriğine göre yemekler hazırlanırdı. Aslında tam olarak anlatmak ne kadar zor olsa da; birlik ve beraberliğimizi hatırlatan bu ülkenin zaferlerini yeniden yaşatan milli bayramlarda içinde yer aldığımız yemekler, toplantılar, gösteriler dahi bugün hasretle andığımız günler oldu diyebilirim.


Dini bayramlar ise milli bayramlar gibi coşku ile kutlamak, bir arada olmak, birlik olmak, kalabalık sofralarda buluşmak ortak paydasının dışında biraz da mutfak bakımından ön plana çıkan her yöreden belli lezzetler ile bayram havasını hissettiren çok değerli bayramlarımızdır. Temelde bayram deyince akla ilk olarak şeker, çikolata, tatlı deyince ise başlık olarak baklava gelir. Ancak ben bu yazımda bilinmeyen ya da az bilinen, bölgeye ya da o bölgedeki bazı illere özel kültürel bayram lezzetlerini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.


Kahramanmaraş’da bayram sabahı gelen misafirlere çörek ve hoşaf ikram edilir. Çörek evde eskiden kuzine sobalarda, şimdilerde ise profesyonel fırınlarda tuzlu, şekerli, pekmezli; isteğe göre de farklı çeşitlerde avuç içi büyülüğünde ve çember şeklinde yapılan bir ikram çeşididir. Yanında ise kuru meyvelerden yapılan hoşaf ikram edilir.


Hatay’da uzun yıllardır Ramazan bayramı dolayısıyla yapılan kömbe; cevizli, susamlı, hurmalı ve fıstıklı olmak üzere 4 çeşit oluyor. Geleneksel bayram kömbesi 7 çeşit baharat kullanarak hazırlanan bir hamurla yapılıyor. Kadınlar imece usulüyle her gün bir evde toplanıp kömbeleri hazırlıyor ve taş fırında pişiriyorlar. Kadınların kömbe mesaisi ramazanın son gününe kadar devam ediyor. Bu arada benim en çok ilgimi çeken hurmalı çeşidi oldu. Dışından bakınca anlaşılmıyor şans kurabiyesi gibi kırınca içinden hurma çıkıyor. Ben belki bunu notlar ekleyerek şans kurabiyesi gibi denerim.


Bolu’da bayram hazırlıkları 1 hafta öncesinden başlar. Genel olarak yaprak sarması, dolma, su böreği ve tatlı yapılır. Misafir sofra açılmadan gönderilmez derler. En çok dikkatimizi çeken konu; keşli ve cevizli makarna ve ramazan ayı içinde kökez (bölgede ünlü bir içme suyu) bol bol tüketilmesi oldu. Tatlı denilince çok çeşit çıktı karşıma. Eh aşçılar diyarından da bu beklenir zaten. Ancak en çok dikkatimi çeken Bolu beyi tatlısı oldu. Merak edenler için pataşur hamuru ile yapılan bu tatlının yapımının epey zor olduğunu da belirtmek isterim.


Rize’de bayram geleneği laz böreği ile devam ediyor. Tabii ki mutfak çok zengin ama laz böreği vazgeçilmez dediler bayram lezzetleri içerisinde. İmece usulü burada da devam ediyor. Yapımı oldukça zor olan bu börek için yardım almadan yapmanın zor olduğunu aynı zamanda baklava da açtıklarını anlattılar. Bu arada dünyada tek tatlı olan börek laz böreği olduğunu bilmeyenler için de belirtmek isterim. Böreğin tatlı olması geçmişte çok kabul görecek bir durum değildi belki, ancak bugün mutfaklarda tatlı ile ekşi, acı ile tatlı dahi bir arada kullanıldığı için bu böreği ilk yapanlara da ileri görüşlü demek yanlış olmaz diye düşünüyorum.


Aslında anlatılabilecek çok bayram geleneğimiz var. Çok lezzet, çok çeşit var. Ancak burada toparlamak gerekirse yaşadığımız ülke her bölgesinde ayrı cevherler saklayan ve her biri ayrı ayrı değerli olan bir lezzet kültürü yelpazesi diyebiliriz. Yapacak çok işimiz var, gidecek çok yolumuz var. Tadacak çok yemeğimiz, deneyecek çok lezzetimiz var. Ama her şeyden önce şu karanlık günlerden çıkıp kalabalık sofralarımıza geri dönmeyi temenni ediyorum. Omuz omuza oturduğumuz, kahkahalarımızı maskelerin kapatmadığı günlere geri dönmeyi temenni ediyorum. Kurallara uyalım, birbirimizi koruyalım ve biraz daha sabredelim olur mu! Bu vesile ile geçmiş 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı ve gelecek Ramazan Bayramı’mızı kutluyorum.


Hayatımızın en zorlu süreçlerinden birini yaşadığımızı tekrar belirterek bir kez daha yüksek sesle umudumuzu kaybetmeyelim diyorum. Her günümüz bayram tadında geçsin; hayat bayram olsun.


Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın...


İsmihan Akkök

Yorumlar (2)
Yorum Bırak