Yaşadığımız günler öyle zor, öyle çetrefilli ki; geride bıraktığımız 2020 yılından alacağımız derslerin ne olduğunu düşünürken, bir yandan da henüz girdiğimiz yeni yılın 2021’in bize neler getireceğini bilemediğimiz, flu ve öngörüsü olmayan bir hayatın tam olarak içindeyiz.


Sahi kaçımız içinde bulunduğumuz pandemi sürecinden kendine öğretiler çıkardı, kaçımız iyi ki diyeceği işlerde bulunmuş ya da kaçımız keşke deyip geriye hüzünle bakıyor! Bir çıkarım yapmayan insan sayısının az olduğunu düşünüyorum. Evlerimize kapanmış durumdayız. Çoğumuz uzaktan eğitim alıyor, kimimiz ücretsiz izinde, kimimiz ise kısa çalışma ödeneği ile kısmi olarak iş hayatına devam ediyor.


Şüphesiz ki hepimiz için çok zor bir süreç lakin ortak paydada olduğumuz tek bir gündem var ki o da sağlığımızın ve bir arada olduğumuz günlerin hayatta her şeyden daha kıymetli olduğunu anladığımız bir sürecin içinde olduğumuz gerçeğidir.


Ben hep iyi insan olmayı hedef aldım hayatımda. İnsanların hayatında güzel izler bırakmayı ve bir gün hayatta olmadığımda beni hatırlayan kişilerin yüzünde bir tebessüm olarak kalmayı amaçladım. Bu yazımda size herhangi bir ürün ya da tarif değil; insanların hayatında güzel izler bırakmayı ve aslında insanlara ne kadar dokunabileceğimize dair bazı ip uçları anlatacağım.


Bir şey yapmalı ama ne...?

Çok basit aslında! Geriye dönüp bakmak değil yapmamız gereken ya da sadece geriye bakmak yeterli değil. Bir adım sonrası da olmalı hayatımızda. Hep bir adım sonrasını da düşünebilmeliyiz, iz bırakmanın önemini kavrayabilmek için. Bu arada iz bırakmak derken bunun  maddi bir şey olduğunu düşünmenizi istemem, tam tersi manen yapılan şeyler hiçbir zaman unutulmaz.


Peki ya siz bundan sonrası için ne planlıyorsunuz...!

Azarladığınız garsonlar olacak mı, pişme oranını beğenmediğiniz eti geri gönderecek ve şefi şikayet edecek misiniz yine, rezerve ettiğiniz masayı beğenmeyip salon müdürünü sıkıştıracak mısınız ve yağmur çamur demeden kapıda bekleyen valeye vereceğiniz bahşişi çok görecek misiniz?


Şu an bu yazımı okuyan pek çok kişi bu kadar ukala insanlar var mı diye düşünüyor olabilir. Ancak bunun gerçekliğini kısa bir örnek ile aktarayım size.


Bir gün demo çalışması yapmak için gittiğim çok ünlü zincir bir restoranda ana mutfak ile salon arasındaki bölümde, şefin işinin bitmesini beklerken bir olaya şahitlik ettim ve bu benim için çok kötü bir an oldu. Masada yarım bırakılmış bir tabağı mutfağa götürecek olan garson o an benim oradaki varlığımdan habersiz tabağı mutfağa götürmek yerine hızlı hızlı birkaç lokma ile tabaktakileri yiyiverdi ve ben onun üzülmesini istemediğim için sesimi dahi çıkartmadım beni görmesin diye. Fakat birkaç dakika sonra salondan yüksek konuşma sesleri geldi. Müşteri yemeğinin pişme oranını beğenmemiş ve mutfağa gönderdiğini yenilenmesini istediğini söylüyor. Mutfak şefi ise yarım kalan tabağı hiç görmediğini, daha doğrusu boş gördüğünü söylüyor ve duruma itiraz ediyor. Zira şefler tabakta eksiklik ya da yanlışlık varsa görmek isterler düzeltmek adına. Ama o gün orada tabaktakileri yiyenin garson olduğunu gören hiç kimse yoktu; tabi benden başka. Çaresiz duruma müdahale ettim. Üç renkli beş peynirli tortellini bu mekana benim şirketimden geldiğinden dolayı üründe iddia edilen probleme bakmak için tabağı garsondan aldığımı inceledikten sonra da çöpe döktüğümü söyledim. Yüksek sesli bir hanımefendi olan müşteriyi ise bir tiramisu ikramı ile sakinleştirdiler.


Ben o gün yıllardır çalışan o adamın sadece ürünün tadını merak ettiği için bunu yaptığını, yani sizin beğenmeyip gönderdiğiniz tabaktaki artıkların başka birisi tarafından iştahla yenildiğini gördüğüm günü tekrar yaşamak istemiyorum. (Bu arada biz o garson ve tüm diğer çalışanlar ile işletme menüsünün tamamına tadım yaptık)


Şimdi diyeceğim şu ki; iki fincan kahveyi karşılıklı içme şansımızın olmadığı bu günlerde acaba biraz daha insan odaklı mı olsak! Tabi ki parasını ödediğiniz ve hakkınız olan hizmeti alacaksınız. Ama hizmet sektörünün can çekiştiği şu günlerde acaba kendimizi bir kez daha gözden mi geçirsek!


Size hep aynı masayı ayıran o güler yüzlü salon şefi, sizi çok iyi tanıyan o garson, salatanıza tatlı dokunuşlar yapan o mutfak çalışanı, yemeğinizin üzerine ikram tatlı hazırlayan o şef ve arabanızı getiren o vale sizce şimdi nerede ve ne yapıyor?


Sahi hiç düşündünüz mü! Eh artık biraz düşünürsünüz belki. Zaten düşünen ve elinden geleni yapanlar sizler cansınız.

 

Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle sağlıkla kalın...


İsmihan Akkök 

Yorumlar (4)
Chef Turk
Posted 17.1.2021 12:10:56 Cevapla

Yazılarınızı takip ediyorum son yazdığınız bu yazıyı tüm sektör çaĺışanları ve hizmet verdiğimiz misafirler okumali belki menü kapakcığına bile koyulabilir Kaleminize yüreğininize sağlık Yenı yazılar için yaķın takipdeyim Kutlarım sizi👏👏👏👏👏

Gurme Akademi Yönetici
Posted 17.1.2021 12:10:56 Cevapla

Teşekkür ederiz...

Yorum Bırak