Restorana sıklıkla gelen ve her geldiğinde aynı tür yemeği tercih eden birinin ruh halini ve kişiliğini çözümleyebilir misiniz?

Türk Dil Kurumu kişiliği, “Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü” olarak tanımlanmaktadır (TDK, 2018). Kişilik kelimesi, Latince “persona” kelimesinden türetilmiştir. Persona, kullanıcının karakterini ve sosyal yönünü tanımlar ve Latince “maske” anlamına gelmektedir. İnsan yaşamının başladığı tarihten bu yana kişiliği anlatmak için birçok terime, benzetmeye ve anlatıma başvurulmuştur.

Bunlardan en eskisi Sümerler'e ait olan Gılgamış destanındaki cesaretli, kibirli ve asi yürekli tanımlamalarıdır. Hipokrat, insanın duygu durumu ile beden sıvıları arasında bağlantı kurarak, kan mizacı, sarı safra mizacı, siyah safra mizacı ve balgam mizaç olarak mizaçları gruplandırmıştır.

M.Ö. 2. Yüzyılda Galen, Hipokrat’ın 4 element teorisinden etkilenerek insan vücudunun "sıcak, soğuk, kuru ve nemli" den oluştuğunu ve sıcak vücutların hareketli hayvanlar gibi bol miktarda kan içerdiğini, soğuk vücuda sahip olanların ise kışları hareketsiz ve boşta durduklarını belirtmiştir.

İbni Sina mizaç tiplerini karşılaştırırken sıcak ve nemli vücuda sahip olanları umutlu, cesur, tutkulu olarak tanımlar. Sıcak ve kuru vücuda sahip olanları sinirli ve hırslı bireyler olarak tanımlarken soğuk ve kuru vücuda sahip olan insanlar için içe dönük ve duygusal tanımlamasını yapıyor.

Geçmişten bugüne araştırılan ve araştırılmakta olan bu konu insan kişiliği, karakteri ve fiziksel özelliklerinin birbirini nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

İslam dünyasının önemli düşünürlerinden İbni Haldun beslenme bakımından insanları 3 gruba ayırıyor.

1. Grupta kır, kurak, çorak ve verimsiz arazilerde yaşayan halk tanımlanıyor. İbni Haldun bu grupta yaşayan insanları az gıda için çok mücadele eden ve çok çalışan, canlı, zinde ve çevik; Renkleri daha parlak, vücutları daha temiz zihinleri daha keskin; Az yiyip çok çalışmaya odaklı insanlar olarak tanımlıyor.

2. Grupta Verimli ovalarda, ürünü bol topraklarda yaşayan halkı tanımlarken, az çalışarak kendilerine yetecek en az gıdayı temin eden insanlar olarak ifade ediyor. Fiziksel özellikleri ise rengi uçuk, soluk, donuk, mat ve vücut yapıları biçimsiz olarak tanımlanıyor. 

3. Grup ise bu günkü halkı temsil eden şehir ve kasaba halkı olarak karşımıza çıkıyor. İbni Haldun günümüz insanının buldukları çeşitli gıdaların kabalığını gidererek inceltme, pişirme, tuzlama, kurutma ve salamura yaptıklarını anlatırken fiziki olarak ilk iki gruba kıyasla insan vücudunun daha narin ve kibar olduğunu anlatıyor.

Gün geçtikçe, çağ değiştikçe insanların yeme içme alışkanlıkları, vücut yapılarını, kişisel özelliklerinin ve yaşayış biçimin değiştiğini çok açık şekilde görebiliyoruz. 

İnsan bedeni üzerindeki değişimlerin yanı sıra değişen bir diğer konu da özel mülkiyet olmuştur. Yiyecek toplayıcılığı ile yaşamını sürdüren halk için önemli ve yüce kavram “Eşitlik”tir.

Günümüzde iyi, donanımlı bir yaşam sürdürmek ve toplumda bir statü edinmek mal biriktirmeye bağlıyken insan yaşamının eşitliği savunduğu o zamanlarda mal biriktirme, özel kazanç kısacası zenginlik bir ayıp olarak görülüyormuş. Bu tip toplumlarda zenginlik istenen bir şey değil tam tersine sapma ve anormalliğin göstergesi olarak benimsenmiştir.

Oldukça karışık bir konu olan kişilik farklı araştırmacılar tarafından farklı tipolojiler ve kuramlarla ele alınmıştır.
Bu tipolojilerden birisi de Friedman ve Roseman tarafından ilk kez 1950’li yıllarda ortaya atılmış olan A tipi ve B tipi kişilik tipolojisidir. A tipi ve B tipi kişilik tipolojilerinin ortaya çıkışı 20. Yüzyılın ortalarına denk gelmektedir. 1950’li yıllarda Kardiyolog Dr. Friedman ve Rosenman kliniğin bekleme salonundaki koltukları tamire gelen döşemecinin koltukların sadece ön kısımlarının yırtıldığını söylemesi üzerine iki kardiyolog, hastalarının davranışlarının gözlemlemeye başlamıştır. Bunun üzerine hastaların çağırılmak üzere koltuklara oturduklarında her an çağırılacaklarını düşünerek tedirgin bir şekilde koltuğun uç kısmına oturmayı tercih ettiklerini ve bundan dolayı diğer kısımlardan ziyade koltukların ön kısmının yırtıldığını düşünmüşlerdir. Friedman ve Rosenman’ın gözlemleri neticesinde hastalarının sergiledikleri bazı davranışlar ile kalp hastalıkları arasında bir ilişki olduğunu ve bu ilişki onları, hastalarının 2 farklı davranış tipi sergiledikleri sonucuna ulaştırmıştır.

A tipi kişiliğe sahip bireyler, hızlı hareket eden, hızlı konuşan, başkalarını kendilerine rakip olarak gören, kendisini zaman baskısı altında hissedip her işe yetişmeye çalışan, az zamanda daha çok iş yapmak isteyen rekabetçi yapıya sahip bireylerdir. Ruh hali aniden değişerek bir anda öfkelenebilen, agresif, bütün dikkatleri üzerine çekmek isteyen benmerkezci, trafikte, restoranda beklemeye tahammülü olmayan aceleci, işlerini biran önce yapmak isteyen sabırsız, çok fazla iş yükü altına girip hafta son tatil demeksizin durmadan çalışan, iş odaklı bireylerdir.

B tipi kişilik özelliklerine sahip bireyler ise A tipi bireylerin sahip oldukları özelliklerin tam tersi özelliklere sahiptirler. Bu bireyler oldukça yavaş hareket eden, yavaş konuşan sakin, sabırlı kişilerdir.

Kişilik özellikleri ve yeme alışkanlıkları ise yapılan araştırmalarda şu şekilde ortaya konmuştur.

A tipi kişiliğin genel özelliklerine bakıldığında, bu kişiliğe sahip olan kişilerin aceleci oldukları, sürekli üzerlerinde zaman baskısı hissettikleri ve plan yapmayı zaman kaybı olarak gördükleri durumu ile karşılaşılmaktadır. Bu durum bireyleri dondurulmuş gıdaları tercih etmeleri ve düzenli olarak dışarıda yemek yeme alışkanlıklarına itmiş olur.
B grubu ise kişilik özelliklerine bağlı olarak gıdaların kalitesine önem verirler. Mutfakta zaman geçirmekten hoşlanırlar. Zaman konusunda hassas olmaları gıda alışverişlerinde de plan yapmayı gerektirmektedir. Sağlıklı beslenmeye önem verirler besin değerleri yüksek ve taze gıdaları tercih ederler.

Friedman ve Rosenman 3500 kişi üzerinde 8,5 yılı aşkın bir süre çalışmış ve A tipindeki kişilerin kalp hastalığına daha eğilimli olduğu, ikinci bir kalp krizine eğilimin beş kat daha fazla olduğu ve B tipi bireylerle karşılaştırıldığı zaman kalp krizinin iki kat daha fazla tehlikeli olduğu sonucuna varmışlardır.

Yeme içme alışkanlıkları ve kişilik ilişkisi üzerinde yapılan diğer bir çalışmada ise heyecan düşkünleri baharatlı ve acı yiyecekleri tercih ettiği görülüyor. Bu durumun nedeni ise her yiyecekte hissedilen yoğun baharat ve acı kişi için risk taşıyarak duyguları uç noktalarda yaşamasını sağlamaktır. 

Aşırı duygusal insanlar gizli gizli atıştırıyor sonucuna ise duygu, stres ve mide arasındaki ilişkiyi anlatarak cevap verebiliriz. Hissettiğimiz yoğun duygular sonucunda yemek yeme sıklığımız değişmektedir. Duygu durumu, bireylerin hangi besini tüketeceğini etkilemektedir. Bunun örneği olarak Stresli zamanlarda aşırı yemek yemenin yaygın bir reaksiyon olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden strese girdiğimizde ya çok yeriz ya da iştahtan kesiliriz…

Vicdanlı insanların meyve ve sebze tüketmeye daha yatkın oldukları saptanıyor. Veganların hayvansal ürünleri tüketmeme sebepleri bu olsa gerek.

Dışa dönük insanlar hayvansal yağ, şeker ve alkol ile beslenmeyi çok seviyor. Bunun temelinde yatan olayı ise dışarıda daha sık yiyor ve yüksek kalorili gıdalar içeren grup aktivitelerine katılıyor olması olarak açıklayabiliriz.

Tüm bu bilgilere ve araştırmalara dayanarak soruyorum sizin dolabınızda ne var?

Sahiden vicdan sahibi olduğunuz için mi vegan oldunuz? Hay çok yaşayın! Arkadaşlık ilişkileriniz geliştiği için yüksek kalorili besinler mi tüketiyorsunuz… Ya fast food tüketmeden dışarıda vakit geçireceğiz ya da bir sıcak çay demleyip evimizin balkonunda sohbetin dibine vuracağız… Karar sizin.

Sizi yediğiniz yemekten tanıyabilirim artık… Ya siz mat vücut yapılı insanları veya acı ve baharatlı yiyecek sevenleri tanıyabilir misiniz?

Yeni yazılarımda görüşmek dileğiyle sağlık ve mutlulukla kalınız...

Hazal Yılmaz

Yorumlar (5)
Boran çay
Posted 25.8.2019 23:54:25 Cevapla

Elinize sağlık ödevim için çok yararlı bir makale oldu

Ahmet ünlü
Posted 25.8.2019 23:58:48 Cevapla

Gerçekten etkili bir makale olmuş başarınızın devamını diler teşekkür ederim

Nilay Özden Yücel
Posted 26.8.2019 16:34:55 Cevapla

Tebrikler. Çok güzel bir yazı, keyifle okudum.

Çağdaş ulaş karataş
Posted 31.8.2019 20:12:43 Cevapla

Gerçekten çok güzel ve etkileyici bir yazı keyifle okudum hazal hanım başarılarınızın devamını dilerim...

Ahmet Günaydın
Posted 8.4.2021 01:09:51 Cevapla

Hazal USTA, Yazdığınız Makaleyi Epey Yararlı ve Bir O kadar Da İlgi Çekici Buldum. Çalışma Sahanızdaki Başarınız Web Ortamında da Gözle Görünür Biçimde Takdire Şâyan. Başarılarınızın Devamını Dilerim...

Yorum Bırak