Biz kadınların bulunduğumuz her ortamda, her iş yerinde saygı görmek ve alt-üst ilişkisinde olması gereken gibi davranılmak için daima çabalamamız söz konusudur. Sadece mutfakta da değil, hastanede kadınsan hemşire diye hitap ederler çoğunlukla, inşaat şantiyesinde mühendis değil mühendisin sekreteri ya da benzeri işler yapan elemanısındır.

Mutfakta ise daima aşçıbaşının yardımcısı ya da kısıtlı rütbelerde olursun. Aramızda aşçıbaşı olanlarımız da vardır, büyük bir çaba ile mutfağını elinde tutmaya, misafirlerini memnun etmeye çalışan bu kadınlara ütopik bir gözle bakılır daima.. Veyahut dömi şef isen chef de partie seviyesinde stajyerin, komin saygı göstermez, usta demez. Her daim bir “abla, teyze" durumu mevcuttur.

Verdiğin komutların doğruluğunu tartışma haklarını kendilerinde bulurlar, çoğu zaman uymazlar ya da kendi bildikleri gibi yaparlar. Bütün bunlar yetmezmiş gibi bulunduğun noktaya nasıl geldiğin hakkında yalan yanlış şeyler konuşurlar ve kendi işleri dışında ne varsa büyük bir zevkle üstlenirler.

Dedikodu, ayağını kaydırma, taciz, rahatsız etme.. Birkaç metrekarelik mutfakta bazen yalnız olmaya korkarsın ustan ile. Neden? Çünkü gözlerinde çizilen bir imaj vardır. Bu imaj ise bazı kadınların yükselmek için farklı bir rota izledikleri imajıdır.

Seneler geçtikçe Anadolu gastronomisinin ve turizm iş sahalarının eğitimsel ve pratik olarak gelişmesi ile örneklerine az rastlar olduğumuz bu vakalar çoğunlukla kapalı kapılar ardında yaşanır. Bazı egoist şefler, mutfak çalışanları konumu her ne olursa olsun kadın olan hiçbir ekip üyesine saygı göstermez, dikkate almazlar. Konusu illa açılacak olursa “Kadının yeri pastanedir.” Alsın şeker hamurunu çiçek böcek yapsın, pasta süslesin, ufak meyve doğrasın. Soğuk, sıcak, alakart; buralarda fazla sayıda kadın mutfak elemanı göremezsiniz.

Daha önce geniş çaplı bir otelde çalıştıysanız dediklerimi anımsarsınız. Kendi isteğini direterek ve ispat çabasına girerek bu farklı bölümleri tercih eder kadınlar..Üstüne üstlük eğer şefiniz sizi pastaneye verdi ise ve siz de ısrarla sıcak bölümüne girdi iseniz, konumunuz Ahmet ile aynı olsa bile Ahmet’ten daha fazla iş yapmanız beklenir. Koca bir kurufasulye kazanını siz yanlışlıkla devirirseniz mutfaktaki diğer bir erkek üyenin devirdiğindeki kadar az tepki almazsınız. Yüzünüze söylenmez belki ama arkanızdan konuşulur. Siz güçsüzsünüzdür, orda olmanız yanlıştır. Üstü kapalı şakalara, sözlere maruz kalırsınız. “Samimiyet” adı altında ustalar size dair ayrıntıları öğrenmek ister, özel hayatınıza dair bile sorular sorabilecek cesareti kendilerinde bulurlar.

Burada yazdıklarım belki benim yaşamadığım fakat bu sektörde olduğum sürece kadın meslektaşlarımdan bizzat duyduğum olaylar. Gönül ister ki mutfakta sadece işimizi yapalım, cinsiyete bakılmaksızın bağımsız ekibin bir parçası olarak mükemmel işler çıkartalım.

Mümkün mü? Mümkün. Böyle bir tutum sergileyen onlarca şef ile çalıştım. Benim açımdan gurur verici, hakkımı teslim edici pozisyonlardı bunlar. Neden diğer bir otelde çalışan Ayşe yada restaurantta çalışan Zeynep aynı şartlara sahip olmasın? İnsanların bakış açıları kolay değişmez evet, fakat bunu değiştirmek de bizlerin elinde. Öylesine bir hırs taşıyın ve öylesine işinizi mükemmel yapmaya odaklanın ki kimse cinsiyetinizi öne sürecek cesareti bulamasın kendinde.

Eğer sizi cesaretlendirecekse, ben yaptım. Komi olarak ilk profesyonel çalışma ortamımda 5 yıldızlı zincir bir otelin meyveciliğini yaptım. Dışardan bakınca evet çoğunlukla ana üretimde değildim. Şefim herkesten kısa sürede bitirdiğim için operasyonu da düşünerek beni hep oraya verirdi. Günde 10-12 tane 15’er kiloluk karpuzları üst taraflardaki kasalardan indirip kesiyordum. Ve daha birçok meyve.

Hayal etmek serbest, 2500 kişilere dayanan maximum kapasitedeki insandan ve güney sahilindeki bir otelden bahsediyoruz. İnsanların en çok yöneleceği büfeyi tahmin edebiliyor musunuz? Hiçbir zaman ben buna devam etmek istemiyorum, gücüm yetmiyor demedim. Diyebilirdim... Fakat bu kolaya kaçmak olurdu. Başka insanların direkt olarak “gücü yetmedi, ne de olsa kız” ibaresini karşılamış olurdum. O sene hep meyve kestim evet, peki sonraki seneler?

İnsanlara yapabileceğimin sadece meyve kesmek olmadığınız gösterdim ve ne kadar kısa sürede işleri bitirirsem bitireyim hiçbir zaman angarya diye tabir ettiğimiz önemsiz işlerin üzerime kalmasına izin vermedim, aksine zorları hep ben yüklendim.. Okulda da, çalıştığım yerlerde de..Bir kez insanlara kendi yerinizi gösterdiğinizde kimse size altını teklif edemiyor. Eğer bunu ben yaptıysam sizde rahatlıkla yapabilirsiniz. Kendinize güvenin. Unutmayın, mutfağın çıkış hikayesi en başından kadınlarla doğdu. İlk çağlardan bu yana, kadınlar topladı, erkekler avladı ve yine kadınlar yemekleri pişirdi ve Çatalhöyük’de ilk yetişen buğdayı da yine kadınlar öğütüp ekmek yaptı..Bu yazıyı yazdım çünkü gücünüzü hafife almayın istiyorum. Pozisyonunuz ne olursa olsun hepiniz saygı duyulmayı hakediyorsunuz.

Tüm emekçi kadın mutfak çalışanlarına, en içten saygılarım ve sevgilerimle...

Leyla Günbay

Yorumlar (2)
Çağrı içke
Posted 9.9.2019 21:41:19 Cevapla

Bu konudan muzdarip bir bayan aşçı olarak, hislerime ve yaşadıklarıma tercüman olmuşsunuz leyla şefim,ağzınıza emeğinize sağlık, başarılarınızın devamını dilerim.

Leyla Günbay
Posted 9.9.2019 21:41:19 Cevapla

Estağfurullah, nacizane yansıtmaya çalıştım. Beğendiyseniz ne mutlu, sevgilerimle..

Yorum Bırak