Ne kadar çok saysak ne kadar çok açıklarsak da az kalır belki bunu anlatmak. Pek çok farklı yerlerden ele almak gerek aslında bunun altında yatan sebepleri. 


Mecburiyet mi ? Neden mecburiyet dedim, çünkü alaylı diye tabir edilen şekil ile aşçı yetişen zamanlarda içinde bulunulan koşullar ya da başka bir akraba veya tanıdık aracılığı ile bu adam okumaz diyip sanayi göndermek haricinde bir alternatif de mutfağa çırak olarak adeta "atılıp" bu işi yapmaya mecbur kalınmakdı çünkü! Kimisi içinde kaldıkça işi sevmeye kimisi de yıllar geçmesine rağmen hala zoraki olarak bunu yapmakta. Yaptığın işi sev mantığını benimseyenler diğerlerine göre daha fazla yol almıştır gözlemlerimde. 


Bu ilk giriş işin eskiden neden seçildiğinde dair olan fikirlerimdi. Biraz daha günümüze baktığımızda gerek sosyal medya gerek televizyonlardaki çeşit çeşit yarışmalar, az buçuk da olsa aşçılık ile ilgili fenomenler...


Buraya dikkat çekmek istedim ve özellikle fenomen dedim çünkü kamera karşısında domates biber vb. ile oyun oynarcasına, bıçak ile dans edip ete yapılmadık müdahale bırakmadan yapılan işe ve bu işi yapan kişilere "aşçı" unvanını vermek ben ve meslektaşlarıma bir hakaret olacağını düşünmemdendir.


Lakin bu programlar, reklamlar ve fenomenler amaçları doğrultusunda olmasa da mesleği son zamanların popüleritesi haline getirdi, öyle ki üniversitelerde dahi revaçta oldu Gastronomi ve mutfak sanatları bölümü.  Öyle ki mutfağı dahi olmayan sözde üniversiteler günler içinde bu bölümü açıp, içinde yeterli bilgi ve birikime sahip olmayan öğretim görevlileri atayıp öğrenci kabul etmeye çalıştılar. 


Bu popüleritenin şöyle bir yanlış yönelime sebep vermemesi elde değil ama, ekranda çekim amaçlı yapılan gösteri, tiyatro şeklinde ilerleyen akrobatik hareketlere vb. kanarak bu işi yapabileceğini düşünen, işin sadece bitiş veya tatlı kısmını görerek mesleği bundan ibaret sanan kişiler oluşturdu bu popülerite. 


İstatistiklere baktığımızda gastronomi birinci sınıfta aşçılığa başlayan adayların, mesleği devam ettirme oranı sınıf atladıkça düşüyor, buradaki ters orantının en büyük sebebi işte az önce bahsettiğim sosyal medya ve televizyon popüleritesi...


Nasıl seçilir aşçılık? Bunu belki de önce meslek olarak değil; bir hobi, bir dürtü gibi içine işleyebilen kişiler burdaki ağırlığı kaldırıp işin erbabı olurlar, bu şekilde sürekli üstüne koyup hem kendini hem mesleğini geliştirebilirler. Asıl zor olan da budur, içinde sürekli bir araştırma arzusu merak duygusu ile yapılabilir bu iş tam olarak. Benim gözümde bu işi çekici kılan bir etken de budur, sürekli gelişen bir meslek, sonunu göremediğimiz türden, uzay boşluğu gibi adeta, sürekli öğrenme arzusu ile dolup taşmak...


Bu dürtüleri ne kadar erken hissedersek o kadar fazla yol alırız bu işte, küçük yaşlarda mutfağa annemiz yemek hazırlarken girdiğimizde hazır olan yemeklerden gizlice alırken öte yandan merak edip bakarak neler yaptığına, nasıl yaptığına, bu şekilde bir şeyler hissedip kendimiz en basit bir iş ile dahi buna başladığımızda aslında, mesleğin belki de ilk basamağını çıkmış oluyoruz.


Nazırımda bir aşçı yemek yapmaktan çok yemeyi sevmeli, sürekli yeni tatlara, yeni baharatlara ve  yeni inovasyonlara açık olup, bu elde ettiği tecrübelerini tabağına bıçağına aktarabilmelidir.


Bana ve belki de siz sevgili okuarlara, meslektaşlarıma sorulan neden aşçılık sorusuna verebileceğim bir cevap niteliğinde ancak giriş sayılabilecek bir yazı yazmak istedim. 


Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın...


Ahmet Yılmaz

Yorumlar (2)
Yorum Bırak