Bu sorunun yanıtına ulaşabilmek için öncelikle garsonluk mesleğinin nasıl icra edilmesi gerektiğini doğru belirlemek gerekir.


İcra kelimesi konuşma dilinde daha çok sanatsal alanlarda kullanılmakta olup, garsonluğun da aslında her meslek gibi sanatsal yönlerinin olduğu gerçeğini kabul edersek, toplumumuzda hak ettiği değeri bulabilmesine bir nebze de olsa katkımız olur.


Her mesleğin, uygulanışına, yapanın sorumluluk duygusu ve işine verdiği değere göre sanata dönüşme hali mümkündür. Eskilerin dediği gibi; işinin erbabı olmak, mesleğinin zirvesine ulaşmak ya da alanında duayen sıfatını elde edebilmek mesleğimizin hakkını vermekle mümkün olabilir.


Üniversiteye hazırlık dönemine geldiğimde, babam bana turizm ve otelcilik bölümünün tam bana göre olduğunu söylemiş ve ben de ‘’Turizm bölümünü okuyup da garson mu olacağım?’’ gibi kendini bilmez bir yanıt vermiştim.


Buradaki kendini bilmezlik mesleği tercih etmemek değil, pek çok insanın yapmakta olduğu bir işi küçümsemekti. Ergenlikle genç kızlık arası bir dönemde, babadan alınan harçlıklarla gidilen yerlerde, kahve içerken ya da pizza yerken servis aldığım insanların (sonradan meslektaşlarım olacaklarını bilmeden) koşuşturmalarını kendime layık bulamamıştım sanırım.


Bu hayatta neyi büyük konuştuysam başıma gelmiştir, fakat başıma geldiğine memnun olduğum en büyük konuşmam ve iyi ki sarf etmişim dediğim bu cümlem oldu. Öyle ki; bambaşka bir bölümden mezun olup özel bir şirkette yönetici asistanlığı yaparken ani bir kararla cruise gemilerine gitmeye karar verdim. 


Evet, otuz yaşımda garson bile değil, komi olarak çalışmak için işimi bırakıp Amerika’ya gittim. Gerçi o zaman garsonluk benim için bir amaç değil, yurt dışını doya doya gezmek için bir araçtı. Bu mesleğin içine girince, dışarıdan göründüğü kadar basit bir getir götür değil, gerçek bir insan ilişkilerinde uzmanlaşmanın, yalnızca fiziksel değil, zihinsel ve yönetimsel olarak da güçlü ve odaklanabilir olabilmenin gerekliliğini öğrendim. Bu işi, saat doldurmak amaçlı bir koşuşturma olarak görürsem çok yorulduğumu, fakat işin tadını çıkartmayı keşfedince saatlerce çalışsam da bitkin düşmediğimi fark ettim. Ve bu sektörde yol aldıkça, yiyecek içecekle ilgili mesleklerin, servis bölümü başta olmak üzere, dünyaya ve her türlü kültüre açılan bir kapı olduğunu anladım.


Yiyecek, insanoğlunun ilk çağlardan günümüz modern yaşamına varan süreç içerisinde her zaman öncelikli ihtiyacı olmakla kalmamış, aynı zamanda giderek önemli bir sosyalleşme aracı haline gelmiştir.


İhtiyaçlar hiyerarşisinde üst sıralarda yer alan yeme içme ihtiyacımız, her ne kadar çoğu zaman basit ve işlevsellik açısından rağbet görüyor gibi algılansa da, içine girildiği zaman sınırlarına kolay ulaşılamaz bir dünya olduğunu artık herkes görmekte. Yiyecek ve içecek sektöründe gerçek anlamda yer alabilmek için akademik eğitim tabii ki çok önemli ve gerekli fakat uygulamalı olarak işin içinde olmak sektörde var olmanın olmazsa olmazı. Bunun için de en doğru adım, ilk adım; yani en alt basamak. Hani şu pek kimsenin beğenmediği garsonluk.


Garson, insanların ayak üstü bir şeyler atıştırıp günlük koşuşturmalarına devam etmek için seçtikleri fast food mekanlardan, yediği yemekleri saatler süren sohbetlerin eşlikçisi kılan lezzet düşkünlerinin tercih ettiği  fine dining restoranlara spesiyel ürünleriyle adından söz ettiren lokantalardan, sırf çevresi gidiyor diye belli bir zümrenin müdavimi olduğu pub, bistro ya da cafelere, kısacası insanların yeme içme ihtiyacını karşıladığı her bir işletmeyi ayakta tutan takımın en önemli piyonudur.


Gittiğiniz yerde kendinizi önemli hissettirecek karşılamayı garson yapar. Sipariş verilecek en iyi  ürünü garson tavsiye eder. Menüde kafanıza takılan bir şey olduğunda sizi garson aydınlatır ve yine sorduğunuz taktirde, menüde yer alan tüm yiyecek ve içeceklerle ilgili doğru ve ayrıntılı bilgiyi garson verir. Siparişinize en iyi eşlikçi olacak şarabı garson seçer. Ne başınızda dikilip rahatsız ederek ne de ihtiyaç duyduğunuzda elinizi havada bırakacak şekilde ortadan kaybolur.


Tüm ihtiyaçlarınızı karşılayarak servis aldığınız süreyi, başından sonuna dengeli bir akışla garson tamamlar. Masaya oturduğunuz andan, hesap pusulası önünüze gelene kadar, orada bulunduğunuz her an size yardımcı olacak bir eşlikçinin var olduğu duygusunu size garson hissettirir.


Hatta ve hatta, pek çok işletmenin müdavimleri aynı yere yalnızca yemekler ve ortam için değil, orada servis veren bazı servis görevlileri için gider. Ve unutmayalım ki tüm bunları ancak ve ancak işini seven, gerçek bir garson yapabilir.

Burada, kısa da olsa garsonluğun, geçici süre yaz tatilinde harçlık çıkartmak, elimize iki tabak alıp herkesin becerebileceği bir işmiş gibi mutfaktan çıkan yemeği gelişi güzel misafirin önüne koymak kadar basit tanımlamalarla anlatılacak bir iş olmadığından, insanların maalesef ki bilinçsiz bir şekilde bazı mesleklere önyargılı yaklaştığından dem vurmak kolay fakat öncelikle bu meslekte yöneticilik kademesine ulaşmış çoğu meslektaşımız bu mesleğin hak ettiği değeri korumaktan bihaber.


Bırakın f&b kökenli genel müdür, direktör ya da f&b müdürlerini, daha dün kendisi aynı yollarda ter döken bazı arkadaşlarımız terfi alıp birim müdürü olunca garsonluk pozisyonunu beğenmemek gibi bir gaflete düşebiliyorlar. Nereden geldiğini unutursan ulaştığın pozisyonda tutunamazsın, diyelim ki tutundun; liyakatın hakkını vererek anılman mümkün olmaz.


Meslekte profesyonellik ve tecrübenin hakkını vererek ilerlemiş ve halen amatör hevesini kaybetmemiş garson ruhlu meslektaşlarıma saygılarımla...


Ceren Arpacıoğlu 

 

Yorumlar (4)
Özlem Turul
Posted 21.10.2019 19:27:34 Cevapla

Harika bir yazı olmuş Ceren Hanım. Yüreğinize sağlık. Başarılar diliyorum size.

Halil Akkuş
Posted 21.10.2019 20:18:38 Cevapla

Başından sonuna bir solukta okudum.Eline yüreğine sağlık.

Rıdvan Taşkın
Posted 21.10.2019 23:41:32 Cevapla

1-Garsonluk mesleğine sonradan farklı sektörden katılan Ceren hanımın bakış açısını görmek ve tecrübelerini okumak güzeldi.Turizm ve Otelcilik liselerinin önemi bir kez daha anlaşılmış oldu.Ayrıca yabancı dilin önemini de unutmamak gerekir.

Rıdvan Taşkın
Posted 21.10.2019 23:43:34 Cevapla

2-Ama en nihayetinde yazıda da belirtildiği üzere en önemli nokta; bu mesleği sevmek.Emeğinize sağlık.

Yorum Bırak