80 kuşağı gibi ben de 12 yaşıma kadar yemek sofrasında ders çalıştım. Annem yemekten sonra alelacele topladığı masaya hemen defterimi, kitabımı getirir ve direktiflere başlardı. Bu yönden aile sofrası biz eski nesil çocuklar için bitmesini istemediğimiz bir süreç olurdu.

Peyderpey gelen defter ve kitap bu süreci etkileyen en önemli unsurdu. Tabi yemekten sonra ödev telaşından ziyade sofradaki hasbihal süreci sofranın sonu gelmesin istemelerimin en birincil sebebidir. Tüm aile masa etrafında toplanır, günün özeti yapılır, gündem değerlendirilir ve ertesi günün planı yapılırdı. Bir çocuk için eşi bulunmaz bir ortam, dinlenmek için dikkat çekmesine gerek yok. Zaten herkes birbirini dinlemek için hazır.

Şimdiki sofralara bakıyorum, toplu oturmaya gerek bile yok. Eve gelen dolabı açar, hazır tüketimden bir ürün hazırlanır ve televizyon karşısında hızlıca tüketilir.

Çocuk en rahat nerede yiyorsa (televizyon, bilgisayar, tablet) tabak oraya takdim edilir. Biraz şanslı bir masa ise toplar aile bireylerini etrafına ama bu seferde iletişim biter. "Telefon"

Peki o kaybettiğimiz ya da kaybetmeye yüz tuttuğumuz aile sofraları neden önemliydi!

Sofra adabının yeni neslin eksik olduğu meselelerden biri olduğunu düşünüyorum. Halbuki sofra adabında nelere dikkat edilir!

Sofraya son yemek gelene kadar beklenir, masa büyüğünün afiyet olsun demesiyle başlanan yemek hem belli bir hızla hem de belli bir düzenle devam eder. Özenle hazırlanmış sofranın etrafına dizilen masa davetlileri, sofra sahibinin kurallarına eşlik eder. Doyma işlemi gerçekleşse de masadan hep birlikte kalkılır. Bu kadar nizamlı devam eden aile sofralarının mezesi muhabbettir.

Aile sofraları diye başladım yazıma çünkü o masanın en büyük katkısı aileye olur. Günün telaşından bir türlü bir araya gelemeyen aile bu sofralar sayesinde bir araya gelir. Sofra aileyi birbirine bağlar. Düşünsenize kimin nereye oturacağı bile bellidir. Her gün aynı saatte aynı yerde toplanan aile bireylerini kural koymadan bir araya getirir sofralar.

Şimdi gözlemliyorum restoranlarda anne çocuğun peşinde o gezerken yemek yedirmek için. Baba hızlıca yemeğe çalışıyor, görev ona geçecek çünkü. Başladı mı sana restoranın ortasında bir kaos. İleride ne olacak peki! Bilgisayar karşında iletişime kapalı bir çocuk önüne takdim edilen tabağın tadının bile ne olduğunu anlamdan sonunu getirecek.

Benim aile sofralarında en sevdiğim tatil günü hazırlanan sabah kahvaltısıdır. Aceleye mahal vermeden, keyifle yapılır. Anne sofrayı hazırlar, baba servis yapar. Çocuk tüm bunlara şahit olurken sabırla masanın yazısız kurallarına ayak uydurur. Ve çocuğun eğitimi ailede , masada başlamış olur.

Aile sofraları sıcak, samimi, doyurucu; aynı zamanda edep ve adap doludur.

Onur Sezgel

Yorumlar (0)
Henüz bir yorum yok. Düşüncelerini paylaşmak için yorum bırak.
Yorum Bırak