Bu yazımda sizlere Ordu ili yöresine has; değerli ve şifalı, aynı zamanda da çok çok  zahmetli bir helvadan bahsedeceğim. Zamanın deva gıdası ceviz helvadan.


Helva, reçel, şeker, pirinç ve ekmek zamanın çok kıymetli, çok özel yiyecekleriydi. Hastalara verilirdi. Bunların ucuzlatılması çabası zehirleşmelerine dönüştü. İlk eczanelerde satıldı şeker. Az olsun, öz olsun derim hep ben. Beş kilo alacağıma bir kilo alırım. Her gün sağlıksız yumurta yiyeceğime haftada bir yerim. O yüzden yaptıklarım bazılarına pahalı gelebilir.


Bahsedeceğim ceviz helva günümüzde şekerle yapılsa da; aslı üzüm pekmezi ile yapılanıdır. Bu pekmez İsabella üzüm pekmezi olmalıdır. İsabella çok kıymetli bir üzüm türüdür. Rumların Karadeniz’e ve bu topraklara boraktıkları en büyük hizmettir İsabella. Ceviz helvasında işin özü pekmezin saatlerce odun közünde suyunun tamamen uçurulması ve yüzde otuz ceviz kullanılmasıdır.


Yağmur suyunda anadolu çöveninin bir ay bekletilmesi de gerekir öncesinde. İlla yağmur suyu olacak diye bir kaide yok. Oluklarınız olmalı yağmur suyu biriktirmek için. Yağmur suyu doğal sabun için de temel şarttır. Yoksa köpürmez. En kıymetli sudur yağmur suyu. Ceviz helvanın ayrıntılı tarifini ancak ustaları verebilir ki;  iki, üç kişi ancak kalmıştır yapan. Bana düşense tanıtarak, yok olmuş artizan gıdayı yeni nesiller için ekmek kapısı haline getirerek yeni ustalar yetişmesine aracı olmaktır.


Ustalar satamazlarsa yapmazlar. Hepsi unutulur gider. Hiç başkasından ürün alıp satmayı sevmem, yapmamaya da çalışırım ama hem kostiksiz sabunda, hem de cevizli helvada bu tür ustalar arıyorum aslında.  Çünkü bunlar yok oldu. Misal asırlardır kostiksiz yapılan suban için kostiksiz sabun olmaz dedi evden sabun yapanlar. Kendileri duymayınca, üç beş deneme yapıp yapamayınca yapılmaz dediler. Belki 40 defa denemek gerekiyordu. Yaşamayan su ile bu işin zaten olmayacağını hiç akıl edemedi bazıları.


Tüm bunları tek başıma yapmam çok zor. Küçük bir bahçem olsa da şehrin göbeğinde saatlerce odun közunde ürün yapmak sürdürülebilir değil. Tüpte olmaz bunlar. Uzun vadede hedef bir an önce otizmli evlatlarımız için permakültür çiftliği kurup bunları uygulamaya geçirmek olsa da böyle bir bütçenin oluşmasına çok var daha. Geniş alanlara ihtiyaç var bunlar için. Ortalama 7 dönüm verimli araziye.


Bu arazide isteyen herkes ücretsiz öğrenecek bunları. Otizmli çocuklarla ilgilenecekler karşılığında. Birlikte vakit geçirecekler. Alacakları eğitimlerin karşılığını böyle vermek şartıyla dünyaya açacağım çiftliğin kapılarını.


Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın...

Yorumlar (1)
Yorum Bırak